Mardin Oto Kiralama, Mardin Gezilecek Yerler, Mardin Otelleri, Mardin Turu, Mardin Gezisi

Bölgedeki yerel yönetimler “Mezopotamya’nın Altın Üçgeni” başlığı altında bir turizm hareketi başlatarak, bölgedeki turistik faaliyetlerin desteklenmesi ve belirli bir düzen içinde gelişmesi için bir araya gelmiştir. Bu iller Mardin, Diyarbakır ve Şanlıurfa’dır. Bu illeri tek bir kümeye alarak sadece Mezopotamya üzerinden bir reklam veya çalışma başlatılmasını erken buluyorum. Geçmiş dönemlerde yabancı turistler ve Dünya tarafından çok iyi bilinse de Mezopotamya ovası Türkiye’de olduğu gibi yurtdışında da yeni neslin ilgisini çok çekmemektedir. Önceki dönemde yabancı turist olarak bu bölgeyi ziyaret eden insanlar şimdi 10 yaş daha büyük ve gezecek durumda olup olmadığı belli değil, haa gezerse bile tekrar gelip gelmeyeceği belli değil. Bu yüzden yeni atılımların kümeleşme şeklinde değil de daha popüler yakın destinasyonlar ile birleştirilmesi ve güç birliği oluşturularak yapılması gerektiğini düşünüyorum. Bölgemiz zaten yeterince kötü günler yaşadı ve yerli-yabancı turist potansiyelinin “sıfır” olduğu günleri gördü, bunun ardından yapılacak çalışmaların daha uzun soluklu ve bölgeye uygun şekilde daha sağlam yapılması gerekiyor.

Mezopotamya bölgesi yakınlarında bulunan Nemrut Turları, Kapadokya Turları, Gaziantep Turları, Van Turları, Kars Turları ve Hatay Turları kesinlikle dikkate alınarak karma turlar ve bölgesel uzun soluklu turlar planlanmalıdır ki bu turlar geceleme sayısı ve harcama toplamını arttırsın. Bu durumda bölgedeki Şanlıurfa Turları, Göbeklitepe Turları, Diyarbakır Turları ve Mardin turları çok daha yüksek sayıda istihdam kazandıracak ve bölgenin ana geliri haline gelebilecektir.

Bölgelere Göre Türkiye Turizmi

Türkiye; coğrafi konumu, doğal güzellikleri ve tarihi güzellikleri ile hem yerli hem de yabancı turistlerin rağbet gösterdiği bir ülkedir. Dünyanın farklı yerlerinden turistler Türkiye’yi ziyaret edebiliyorken Türkiye’nin de farklı yerlerinde ki kişiler turistik gezilere katılabilmektedir. Her bölgesinde apayrı güzellikler olan Türkiye’de bölgelere göre gezmeniz gereken yerleri sizler için derledik. Şimdi gelin bu bölgeleri hep birlikte inceleyelim.

Marmara Bölgesi

Marmara Bölgesi, Türkiye’nin batısında yer alan ve tam ortasında Marmara Denizi’nin bulunduğu bölgedir. Türkiye’nin en gelişmiş şehirlerinin bulunduğu Marmara Bölgesi, turistik açıdan da son derece gelişmiştir. Doğa turizmi, kültür turizm, yaz turizmi, kış turizmi gibi pek çok turizm çeşidine aynı anda sahip olan Marmara Bölgesi; Yalova, Tekirdağ, Sakarya, Kocaeli, Kırklareli, İstanbul, Edirne, Çanakkale, Bursa, Bilecik, Balıkesir gibi gelişmiş şehirlere sahiptir. Turizm geliri en yüksek bölge olan Marmara bölgesi kıtalar ve denizler arasında bir köprü konumundadır. Bu nokta da Marmara bölgesinde mutlaka görmeniz gereken bazı yerler vardır. Bu yerler aşağıdaki gibidir.

  • Uludağ Kayak Merkezi- Bursa
  • Manyas Kuşgölü- Balıkesir
  • Cunda Adası- Balıkesir
  • Kaz Dağları- Çanakkale
  • Truva Antik Kenti- Çanakkale
  • Sapanca Gölü- Sakarya
  • Termal Kaplıcalar- Yalova
  • Ulubat Gölü- Burs
  • İstanbul Prens Adaları
  • Ayasofya Camii- İstanbul
  • Sultan Ahmet Camii ve Meydanı- İstanbul
  • Yerebatan Sarnıcı-İstanbul
  • Topkapı Sarayı- İstanbul
  • Dolmabahçe Sarayı- İstanbul

Akdeniz Bölgesi

Akdeniz Bölgesi turizm açısından Türkiye’nin en gelişmiş bölgelerinden bir tanesidir. Özellikle kış turizmi açısından Türkiye’nin önemli bir turizm kaynağını oluşturan Akdeniz Bölgesi, yıl içerisinde hem yerli hem de yabancı turistlere ev sahipliği yapmaktadır. Anadolu’nun güneyinde ve Akdeniz’in kıyısı boyunca uzanan bir bölge olan Akdeniz Bölgesi’nin sınırı Suriye sınırından Marmaris’e kadar toplamda 1542 km’dir. Arazi yapısı gereği son derece engebeli ve dağlık olan Akdeniz Bölgesi’nin ana çizgileri ise Toros Dağları tarafından belirlenmektedir. Antalya Körfezi’nin iki yanında bulunan Toroslar, Göller Yöresi’nde birleşerek birbirine çok daha yakın bir hale gelmektedir. Türkiye’nin turizm kaynağının büyük bir kısmını oluşturan Akdeniz Bölgesi’nde gezilecek pek çok yer vardır. Şimdi gelin tarihi ve doğal güzellikleri ile meşhur Akdeniz Bölgesi’nin gezilecek yerlerini hep birlikte inceleyelim.

  • Side Antik Kenti- Antalya
  • Manavgat Şelalesi- Antalya
  • Eğirdir Gölü- Isparta
  • Lavanta Vadisi- Isparta
  • Kız Kalesi- Mersin
  • Mamure Kalesi- Mersin
  • Salda Gölü- Burdur
  • Patara Antik Kenti ve Plajı- Fethiye
  • Kaş- Antalya
  • Alanya- Antalya

Karadeniz Bölgesi

Karadeniz’in kıyısında bulunan Karadeniz bölgesi, Sakarya Ovası’nın doğusundan Gürcistan sınırına kadar uzanan coğrafi bölgedir. Türkiye’de bulunan bölgeler arasında büyüklük açısından üçüncü sıra da yer alan Karadeniz Bölgesi, Doğu ve Batı genişliği ile yerel saat farkı en fazla olan bölge olarak bilinmektedir. Karadeniz Bölgesi’nin en gelişmiş şehirleri Samsun, Trabzon ve Ordu’dur. Bunun yanı sıra bölgenin şehirleri şu şekildedir: Bolu, Giresun, Sinop, Kastamonu, Amasra, Artvin, Rize, Düzce, Kastamonu, Zonguldak, Tokat, Gümüşhane, Bayburt, Bartın, Bolu, Karabük, Bartın, Çorum. Karadeniz Bölgesi doğal ve tarihi güzellikleri nedeni ile turistik açıdan da son derece gelişmiştir. Bu bağlamda Karadeniz Bölgesi’nde gezilecek yerleri aşağıdaki gibi detaylı bir şekilde inceleyebilmemiz mümkündür.

  • Borçka- Artvin
  • Karagöl- Artvin
  • Sümela Manastırı- Trabzon
  • Rize Kalesi- Rize
  • ŞahinKaya Kanyonu- Samsun
  • Kulakkaya Kanyonu- Giresun
  • Fırtına Deresi- Rize
  • Yason Kilisesi- Ordu
  • Altındere Vadisi- Trabzon
  • Abant Gölü- Bolu
  • Bandırma Vapuru Müzesi- Samsun
  • Atatürk Köşkü- Trabzon
  • Ayasofya Müzesi- Trabzon

Merhaba,

Türkiye’de neredeyse bir buçuk yıldır devam eden pandemi mücadelesi kapsamında son olarak tam kapanma sürecine girdik, tam kapanma süreci bitmek üzere. Herkesin beklentisi tam kapanma sonrası kademeli olarak cafe, restaurant ve otel gibi turizm hizmeti veren işletmelerin yeni normalleşmeye göre açılmasıdır. Beklentinin bu yönde olması maalesef açıklamaların yönünün değiştirmiyor, hükümet henüz tam kapanma sonrası nasıl adımlar izleneceği hakkında bilgi vermiş değil. Bu yüzden işletmeciler ve turizm müşterileri herhangi bir karar veremiyor ve plan yapamıyor.

Turizm sektöründe rezervasyonlara baktığımızda tam kapanma sonrası yükselmesi beklenen rezervasyonlarda bu açıklamaların gecikmesi nedeniyle henüz bir hareketlilik yok. Beklenti ise aşı kartı uygulaması ile düzenli olarak pandeminin atlatılması ve normalleşmeye geçilmesi. Tam kapanma sürecinde zaten hükümetin yanlış uygulamaları nedeniyle turizm durma noktasına geldi. Ülkemizde yabancı turistlerin gezmesine izin vardı evet ama gel gelelim kimse tam kapanma yani lockdown sürecinde bir ülkeyi ziyaret etmek istemiyor, diyelim ki geldi bu defa da müze ve ören yerlerinin çoğu kapalıydı. Turizm bakanlığının bu tam kapanmada yabancı turistlere izin verirken düşünmesi gereken bir konu da bu turistlerin nereyi gezeceği idi. Gel gör ki özellikle turizm anlamında yeni ve büyük adımlar atılmış olan Doğu ve Güneydoğu bölgesinde müze ve ören yerlerinin neredeyse %75’i kapalı idi.

Tam kapanma sürecine rağmen gelen turiste sağ gösterip sol vurduk, izin verdik ama gezecek yer bırakmadık. Bu döneminde hayal kırıklığı ile bitmesinin ardından bir açıklama olmaması ve rezervasyonların boş kalması turizm sektörü çalışanlarını bir kez daha düşündürüyor. 2021 sezonu da rezervasyonsuz geçerce Allah yardımcımız olsun..

 

Merhaba,

Türkiye ve tüm Dünya bildiğiniz gibi pandemi ile mücadele etmekte, bir çok sektör pandemi döneminde çok büyük yaralar aldı ve sarmaya çalıştıkça vaka sayılarındaki artış ve yeni alınan önlemler bu sektörlerdeki durgunluğu devam ettiriyor. Bu durgunluk iş yeri sahibinin ve çalışanların içinden çıkılamaz bir ekonomik krize girmesini sağlamış ve devam ettikçe durum daha da kötüleşmektedir.

Başta turizm sektörü dışarı çıkma yasakları, kapanmalar ve sınır kapılarının kapanması ile yeterince yerinde saymıştır. Bu sektördeki tüm çalışanlar A’dan Z’ye neredeyse 1,5 yıldır hiç çalışmadı ve bir gelir elde edemedi. Bir çoğu farklı sektörlere yönelerek geçimlerini sürdürmeye çalıştılar, bu sektör karmaşası hali hazırda durmuş olan diğer sektörlerde de olduğu için ülkeler Dünya genelinde ekonomik açıklar vermeye başladı ve bu ekonomik açığın kapanması ve yeni normale dönüş tahmini olarak 5-6 yıl sürecektir. Bu süreç boyunca sektörler değişecek, gelişecek ve belki de bazı meslekler ortadan kalkacaktır.

Yeni Dünya tamamen teknoloji alt yapısı üzerine kurulduğu için iş yeri ve şirketlerin eleme kriteri kesinlikle dijital Dünya’ya uyum ile olacaktır. İster yeni, ister eski olsun tüm işyerleri yeni düzene ayak uydurduğu sürece ayakta kalacaktır. Devletlerin üzerine düşen en büyük görev ise destek verilecekse dijitalleşme üzerine yatırım yapan şirketlere teşvik ve destek sağlamasıdır, bu sayede gelişen şirketlerin olduğu bir piyasa çok daha hızlı ve sağlam şekilde gelişeceğinden eskisinden daha da iyi bir duruma gelebilir.

 

Merhabalar,

Pandeminin en çok etkilediği sektörlerden biri olan turizm sektörü Mardin ve tüm Türkiye’de durma noktasına gelmiştir. 2021 yılında gelen aşı haberlerinin umut vaad etmesiyle rezervasyonlar ve bir takım hazırlıklar yeniden yapılmaya başlanmıştır. Bu hareketlilik ile turizm sektörü 2020 yılında yaşadığı kayıpları telafi etmeye çalışacaktır.

Peki yeni normalde turizm sektöründe ne gibi kalıcı etkiler oluştu ? Düşüncemiz öncelikle artık grup turlarından çok özel ve münferit turlarda artış olacağıdır, bu anlamda da turizm acentelerinin küçük kapasiteli araçlara daha çok ağırlık vermesi gerekmektedir. 2, 3 ve 4 kişilik tur rezervasyonlarında artış görülmektedir. Grup turlarında ise bundan sonra acente ve tur operatörlerine düşen görev ise seyahat süresince misafirlerin sağlığını mümkün oldukça korumaktır. Sağlık sigortaları zamanında ve tam olarak yapılmalı, maske, dezenfektan ve kişisel hijyen ürünlerin misafirlere ücretsiz sunulmalıdır. Özellikle uluslar arası turlarda bu kurallara ekstra uyulması ve ilgi kaybeden avrupa turizm pazarından mümkün oldukça ilgiler Türkiye’ye çekilmelidir.

2021 yılı turizm dengelerinin yeniden kurulması demektir, bu dönemde hazırlanacak yeni destinasyonlar ve rotalar bundan sonraki gidişatı belirleyecek. Doğa ve milli park gibi alanlara talep artacak ve buralarda yoğunluk oluşacaktır, aynı zamanda bu gibi alanlarda bulunan tesislerin bu yeni düzene ayak uydurmaları ve turizm pazarında Türkiye adına destek olmaları gerekmektedir.

Türkiye Mart 2020 tarihinden beri Covid-19 pandemisi ile mücadele etmektedir. İlk dönemlerde vakaların çokluğu insanları korkuttu ve evlerine kapanmalarına neden oldu, tabi bu durum tüm Türkiye’de turizm sektörünü durma noktasına getirdi. Bir çok otel, acente ve rehber zorlukla ayakta durabilmekte ve tüm ümitlerini 2021 yılının turizm getirisine bağlamıştır.  2021 Yılının Mart ayını bitirmek üzereyiz ve maalesef henüz 2019 yılının neredeyse %15’i kadar rezervasyon alınmış durumda.  Sezon başlangıcı bize gösteriyor ki bu yıl da çetin geçecek ve turizme olan beklentinin yüksek tutulmaması gerek. Aksi takdirde beklenti içerisinde bir  takım yatırımlar yapılabilir ve kısa vadede karşılık alınmayabilir.

Mardin ve Güneydoğu yakın zamanda vaka sayılarının düşmesi ile haritalarda mavi renge döndü ve bölge daha da dikkat çekmeye başladı. Bütün talebin Ramazan bayramı döneminde toplanması ise herkesi tedirgin etmektedir. Batı illerindeki virüsün bu dönemde buraya taşınması kadar açık ve kolay bir olay olamaz. Siz misafirlerimizden ricamız rezervasyonlarını yoğun tarihler dışında müsait oldukları başka zamanlara yayarak, kalabalık ve bulaşma riskinin önüne geçmesidir.

Saygılarımızla.

  1. İbrahim SEBUKTEKİN – 0544 540 0047

 

Mardin Turizm Müdürlüğü Kokartlı Turizm Rehberi Listesi

Mardin, insanlığın doğuşuna şahitlik etmiş antik bir kent olarak varlığını; kültürüne ve bu kültürü devam ettiren hoşgörülü, yardımsever ve misafirperver halkına borçludur.

Mardin’de arap, kürt, süryani, ezidi ve ermeni aileler bu kültür mozayiğinde huzur içinde yaşamını sürdürmektedir. Dünyanın en büyük açık hava müzesi olma özelliğini yüzyıllar ve binyıllara meydan okuyan ve halen sapasağlam ayakta duran yapıları ile adeta mezopotamya’nın gözbebeğidir. Komşu bölgeleri olan Kapadokya, Nemrut, Şanlıurfa, Göbeklitepe, Gaziantep ve Diyarbakır ile harmonik bir köken taşıyor.

Güvenlik konusunda aklınızda hiçbir soru kalmadan, mardin turları için websitemizde yeterli dökümanı bulabilirsiniz, isterseniz rezervasyon yaparak, isterseniz de rotaları takip ederek bölgeyi ziyaret edebilirsiniz. Sizlere olabilecek tüm konularda yardımcı olmaktan mutlu olacağız. Lütfen çekinmeden bizi arayın veya yazın.

Yıl içerisinde Mardin ve çevresinde çıkılabilecek bir kültür turu için en uygun zamanlar; Mart, Nisan Mayıs, Eylül, Ekim ve Kasım aylarıdır. Bu aylarda kültür turlarına daha elverişli bir iklim olduğu için tercih sebebidir.

Güneydoğu anadolu turizm bölgesi olarak tüm dünyada hızla giderek adını duyurmakta ve misafirlerin yorumları ile bu ilgi giderek artmaktadır. Sizde kültür turları çerçevesinde gelin bu bölgeyi ve özellikle mardin’i ziyaret edin. Mardin sizi bekliyor..

Mardin evlerinde görmeye alışık olduğumuz geleneksel hayatın birer simgesi haline gelen işlemeleri Mardin otellerinde de görmemiz mümkün. Bölge de bolca bulunan ve işlemesi basit olduğu için tercih edilen sarı kalker taşı bütün Mardin otelleri ve evlerini süslemiş durumda. Buraya turizm amaçlı gelen birçok yerli ve yabancı misafirin ilk dikkat ettiği şey bu tasarımlar oluyor. Eğer sizde bir Mardin gezi rehberi hazırladıysanız ve gelmeyi düşünüyorsanız kesinlikle beğeneceğiniz bir görsel olduğunu düşünüyoruz. Mardin şehrinde çok fazla çeşitte otel bulunduğu için kendi istek ve arzularınıza en yakınını bulmanız da zor olmayacaktır. Bu enfes şehri gezerken en önemli eserlerinden biri olan Mardin işçiliği binaların içinde uyuyabileceğiniz bir otel seçmenizi tavsiye ederiz. Mardin tur şirketleri arasında en göze çarpan ise mardinturlari.com isimli web sitesidir.

Dicle ve Fırat nehirleri arasında yer alan Mardin, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en merak edilen şehirlerinden biridir. Eşsiz mimarisi ile zamanda yolculuğa çıkacağınız şehir, farklı dinleri kucaklayan yapısı ile uzun bir geçmişe sahiptir. 26 mardinsuri ile Türkiye’nin en kalabalık şehri ile sınırı vardır. TÜİK’in 2016 verilerine göre 796.237 kişinin yaşadığı Mardin’in yüzölçümü 8.858 kilometre kare. Mardin’in başta Kızıltepe, Midyat, Dargeçit, Yeşilli, Nusaybin, Ömerli, Derik, Mazıdağı ve Midyat olmak üzere 10 ilçesi bulunmaktadır. İpek Yolu üzerinde bulunan Mardin, Yukarı Mezopotamya’nın en eski şehirlerinden biridir. Tarihinin 3.000 yıl öncesine dayandığı tahmin edilen kentte Artuklu Üniversitesi çevresinde yapılan kazılarda elde edilen bulgular Paleolitik Çağ’a işaret ediyor. Dargeçit ilçesinde Boncuklu Tarla civarında yapılan kazılarda Cilalı Taş Devri’ne, Kerküşti Höyük’te yapılan kazılarda Kalkolitik Çağ’a ait buluntular bulunmuştur. Ayrıca şehrin farklı yerlerinde Tunç Çağı ve Demir Çağı’na tarihlenen kalıntılar bulunmaktadır.

M.Ö. 2000 yılında Asur egemenliğine giren Mardin, Hitit, Urartu ve Medlerin egemenliğine girmiştir. MÖ 4. yüzyılda İran ve Anadolu’yu fetheden İskender, bir süre bölgeye hâkim olsa da İskender’in ölümünden sonra bölgeye Persler ve Sasaniler hâkim oldu. Roma İmparatorluğu MS 1. yüzyıldan itibaren Doğu ve Kuzeydoğu Anadolu topraklarına hakim olmak için İran ile uzun süre mücadele etmesine rağmen bölgede tam bir hakimiyet kuramamış ve bölge Bizans egemenliğine girmiştir. Hz. 640 yılında Ali’nin halifeliği sırasında Mardin, İslam orduları tarafından fethedilerek İslam devletine katıldı ve 1071 Malazgirt Zaferi ile bölge Türk oldu. Bu tarihten itibaren Mardin bölgesinde yoğun bir Türkmen akını başlamış ve 1103 yılında Artuklu Beyliği yönetimine giren şehir, 300 yıl boyunca Ilgazi Bey tarafından kurulan Mardin Artukluları egemenliğinde kalmıştır. Daha sonra 1517 yılında Eyyubiller, Anadolu Selçukluları, İlhanlılar, Karakoyunlular ve Akkoyunluların hüküm sürdüğü dönemde Mardin, Çaldıran Savaşı’ndan sonra Osmanlı topraklarına katıldı.

Kurtuluş Savaşı sırasında İngilizler ve Fransızlar İngilizler ve Fransızlar tarafından işgal edilmek istese de Mardinliler şehri direnerek savundular ve işgalden kurtardılar. 2012 yılında çıkarılan yasa ile “Büyükşehir” unvanını alan kentin adının nereden geldiğine dair farklı görüşler var. Kimilerine göre “Kaleler Şehri” anlamına gelen Merde kelimesi, kimilerine göre savaşçı bir aşiret olan Ardashir tarafından 3. yüzyılda bu bölgeye yerleşmiş olan Mardeler’den gelmektedir. Arap kaynaklarında şehir Maridin olarak geçmektedir.

Mardin’in ekonomisi büyük ölçüde tarıma, hayvancılığa ve ticarete dayalıdır. Nüfusun% 80’e yakını tarım sektöründe çalışmaktadır. Modern tarım araçlarının devreye girmesiyle tarım sektöründe daha fazla gelişme beklenmektedir. Mardin bölgesinde yetiştirilen başlıca ürünler buğday, arpa, nohut ve pirinçtir. Dicle Nehri çevresinde sebze tarımı yapılmaktadır. Domates, patlıcan, karpuz, kavun, üzüm ve nar en çok yetiştirilen sebze ve meyvelerdir. Mardin, üzümler diyarı olarak da bilinir. Üzüm ihracatında Türkiye dördüncü sırada yer almaktadır. Hayvancılık ekonomide önemli bir yere sahip olmakla birlikte, kent orman varlığı açısından zengin değildir. Maden olarak sadece linyit ve fosfat işletilmektedir. İl, sanayi açısından pek gelişmemiştir. 1968’den sonra devletin desteğiyle yem, un, tekstil ve çimento fabrikaları kurulsa bile yeterli değil. Turizm sektörü kentte yaşanan terör olaylarından olumsuz etkilenmiş, ancak son zamanlarda turizm açısından yeniden gelişmeye başlamıştır. Dinler ve diller kenti olarak adlandırılan Mardin’de Türkler, Kürtler, Süryaniler, Hıristiyanlar, Araplar ve Yezidiler bir arada yaşıyor. Bu kültürel zenginlik şehrin dokusuna da yansımıştır. Camiler, medreseler, türbeler, kervansaraylar, kiliseler ve manastırları yan yana görmek mümkündür. Eşsiz Mezopotamya manzarasına hayran kalacağınız şehir, hoşgörü ve medeniyetlerin beşiğidir. Bir açık hava müzesi görünümündeki Mardin, tarih ve kültür yolculuğuna çıkmak isteyenleri bekliyor.