Mardin Oto Kiralama, Mardin Gezilecek Yerler, Mardin Otelleri, Mardin Turu, Mardin Gezisi

Mardin’e 65 km uzaklıkta olan Midyat ilçesinin semti olan Estel’de birbiri ile bağlantılı ve adeta küçük çaplı bir şehir oluşturan mağaralar şimdilik 3000 yıl öncesine tarihleniyor. Midyat’ın yaklaşık 9000 yıllık geçmişi olduğu bilinmekteydi ve aynı zamanda Midyat ilçesinde bir çok ev ve kurumun altında bağlantılı mağara evler bulunmakta. En bilinen örneği ise Gelüşke Hanı altında bulunan Midyat mağaralarıdır.

Bu yeni keşfin ise Midyat merkezinden 5-6 Km. uzaklıkta olması akıllara Midyat’ın tarihinin daha da eskiye dayanması ve çıkabilecek bir mağara şehir düşüncesi ile heyecan vermektedir. Mardin’deki Dara Antik kenti benzeri 9 km çapında bir şehir bulunma ihtimali hiç te zor değildir. Önümüzdeki günlerde kazı ve keşif çalışmaları süren mağaralarda yapılacak çalışmaların ardından, ziyarete açılacak ve keşif kazıları batı yönünde devam edecektir.

1994 yılında kazıları başlayan ve Dünya tarihini baştan yazan Türkiye’mizin gururlu keşfi Şanlıurfa Göbeklitepe’te sıcak hava balonu uçuş denemeleri başladı.

2022 turizm sezonunda düzenli olarak uçuşa başlaması planlanan balonların fiyatları tahmini olarak 1000-1200 TL aralığında olması bekleniyor.

Gündüzleri Seyranlık Geceleri Gerdanlık: Mardin

İlk adımınızı attıktan sonra sizi büyüleyecek bir şehir olan Mardin, sokak aralarından yükselen Reyhani sesleri ve evlerin duvarlarını aşıp burnunuza doluşan mis gibi yemeklerin diyarı. İnsanların sıcak kanlı bir şekilde sizi evine misafir olarak davet ettiği bu şehirde bir kültür turu yaparken medeniyete de şahitlik edeceksiniz.

Kürt, Türk, Arap, Ermeni, Ezidi ve Süryani halklarının bir arada yaşadığı kardeşliğin hüküm sürdüğü Mardin’de yaşadığınız anların keyfini doyasıya çıkarabileceksiniz. Birbirinden özel anılar biriktirebileceğiniz Mardin’de nereleri gezebileceğinizi merak ediyor musunuz? O halde gelin bu enfes şehirde sizi bekleyen güzelliklere yakından bir göz atalım!

Mardin Kalesi

Mardin’de hâkim bir tepe üzerine kurulmuş olan Mardin Kalesi, şehrin üzerinde adeta bir Kartal Yuvası olarak görünür. Mezopotamya’ya hâkim olmuş pek çok uygarlığın kullandığı bu kale emniyetli olması ve ele geçirilmesinin zor olması nedeni ile tercih edilmiştir. Bugünlerde TSK tarafından kullanılan ve ileride turizme kazandırılması hedeflenen kalenin Suriye’ye kadar uzanan Mezopotamya topraklarını gördüğü bilinir.

İçerisinde eski uygarlıklardan kalma yapıların bulunduğu kale özel ziyaretler için açıktır. Alacağınız özel izinler ile Mardin Kalesi’ni mutlaka görmelisiniz!

mardin-kalesi-hakkinda-bilgi

Mardin Ulu Camii

Mardin çarşısında yer alan ve 1199 yılından bu yana ayakta duran Ulu Camii, Mardin’in en eski yapılarından biridir. Mardin’de hüküm süren Artuklular döneminde inşa edildiği bilinen caminin sarı kesme taştan oluşturulmuş yapısı herkesin ilgisini çekecek cinstendir. Minaresinde Kufi yazıları ile görsel açıdan kusursuz bir kompozisyon ortaya çıkaran cami halen ibadete açıktır. Şehirde merkezi bir rol üstlenen ve ezan seslerinin bütün şehirde yankılanmasında değerli olan Ulu Camii’yi görmeden Mardin’den dönmemeniz gerekir!

mardin ulu camii

Deyrulzafaran Manastırı

Mardin’de yaşayan Süryani asıllı vatandaşların en önemli ibadet merkezlerinden bir tanesi olan Deyrulzafaran Manastırı, adını havzasında yetişen safran çiçeklerinden alır. İnşası Milattan Önceye uzanan ibadethanenin ilk Süryanilerin ibadet merkezi olduğu söylenebilir. Mimari açıdan oldukça başarılı bir yapıda olan manastırın bir dönem dünyada bulunan Süryani halkları için merkez kabul edildiği bilinir. Bugün bir kısmı turizme açılan bir kısmı ise hala ibadet için kullanılan manastır şehre gelen hemen her turistin ilgi odağı olur. Manastır bahçesinde bir çay eşliğinde Süryani çöreğini tatmak sizin için oldukça keyifli bir deneyim olacak!

deyrulzafaran manastır

Dara Harabeleri – Dara Antik Kenti

Mardin’e gidip de Dara Harabeleri’ni görmeden dönmek tam bir delilik olur. Çünkü şehrin en eski yerleşim bölgelerinden bir tanesi olan bu Antik Kent Persler döneminde bugünlere taşınmış bir alandır. Adını dönemin Pers kralı Darius’tan aldığı söylenen bu kentte güneşe tapanların ibadethanelerini bulabilirsiniz. Güneşe kurban kesilen alanlar ve insanların ölülerini gömdükleri mezarların yer aldığı kent Mardin merkezinden yaklaşık 30 km uzaklıkta.

Kent olarak kullanıldığı dönemde askeri bir garnizon olan Dara, bugün Mardin’e gelen hemen her turistin mutlaka görmesi gereken alanlardan bir tanesi oluyor. Siz de Mardin’e geldiğinizde gezilecek yerler listenize mutlaka Mardin’i eklemelisiniz.

dara harabeleri - dara antik kenti

Mor Gabriel Manastırı

Mardin’de gezerken çan sesleri ile ezan seslerinin bir arada olacağını söylemek gerekir. Bu durumu açıklamak için şehirdeki kilise, manastır ve cami sayısından yola çıkmak mümkün! Mor Gabriel Manastırı da Süryani Kadim İnanışı’nın en önemli mabetlerinden biri olarak söz konusu savı destekler.

Mardin’in araç kiralama ile gidilebilecek Midyat ilçesine yaklaşık 25 km uzaklıkta bulunan bu manastır Süryani Ruhban Okulu olarak hala faaliyet göstermektedir. Sınırlı bir kısmı turizme açık olduğundan her yerini gezemeyeceğiniz manastırın içerisinde hala yaşam devam ediyor. Rahip ve Rahibelerin yetiştiği Mor Gabriel’de mistik havayı solumanız mümkün. Şehir merkezinden uzak olsa da bu yapıyı mutlaka görmelisiniz.

morgabriel manastırı mardin

Kasımiye Medresesi

Akkoyunlular döneminde inşa edilen ve 1400lü yılların en önemli irfan yuvalarından bir tanesi olan Kasımiye’de o dönemin ders odalarını canlı canlı gözlemleyebilirsiniz. Bilime ve hocaya saygı amacı ile kapı girişlerinin küçük tasarlandığı bu medresede derse girerken eğilmek aynı zamanda içeride bulunan kutsal kitap Kur’an-ı Kerim’e de saygıyı gösteriyordu.

Dersliklerinin yanı sıra avlusunda insan yaşamının doğum ve mahşer arasındaki enfes hikayesini anlatan havuz dönemin sanat anlayışındaki inceliği açıkça gösteriyor. Çok özel bir yapı olan ve Mardin merkezinde bulunan Kasımiye Medresesi’ni mutlaka keşfetmenizi öneriyoruz.

mardin kasımiye medresesi

Midyat

Mardin’de gezilecek yerleri sıralarken akla gelen yerler arasında hiç şüphesiz Midyat’ta var. Midyat genellikle dizi ve film çekimlerinin gerçekleştirildiği ve taş evlerin yapısının daha iyi korunduğu bölgelerden bir tanesi oluyor. Bu nedenle Mardin’in etkileyici havasını solumak isteyen turistlerin Midyat’a da uğraması şart! Peki, Midyat’ta sizleri bekleyen neler var?

Midyat Konukevi, televizyonlardan gördüğünüz o ünlü ağaların evi aslında. Temel olarak bir otel olarak hizmet verse de dizi çekimlerinden dolayı hiç boş kalmayan Midyat Konukevi’ni turistik amaçlı gezebilirsiniz. Girişlerin ücretli olduğu bu mekânın oldukça kalabalık olduğunu bilmelisiniz. Çoğu insanın dizilerden bildiği bu mekânı görmeye gelmesi kalabalığın ortaya çıkmasındaki temel neden oluyor.

Gelluşke Hanı, Midyat sınırları içerisinde görülmesi gereken güzelliklerden bir tanesidir. Zaman zaman filmlerin de çekildiği bu han içerisinde eşsiz yemeklerin piştiği bir restoran aynı zamanda. Mardin yöresel yemeklerini keşfedebileceğiniz bu hanın içerisinde şöyle bir durup dinlenmenizi öneriyoruz.

Savur

Mardin’in etkileyici ilçelerinden bir tanesi olan Savur, uzaktan bakıldığında küçük Mardin olarak anılabilir. Yapı itibarı ile bir dağın eteklerine kurulmuş olması Savur’un bu benzetmeyle karşı karşıya kalmasında önemli olur. Tarihi ve kültürel zenginliklerin oldukça yoğun olduğu Savur’u mutlaka görmeli ve etkileyici havasını ciğerlerinize kadar çekmelisiniz.

Bölgedeki yerel yönetimler “Mezopotamya’nın Altın Üçgeni” başlığı altında bir turizm hareketi başlatarak, bölgedeki turistik faaliyetlerin desteklenmesi ve belirli bir düzen içinde gelişmesi için bir araya gelmiştir. Bu iller Mardin, Diyarbakır ve Şanlıurfa’dır. Bu illeri tek bir kümeye alarak sadece Mezopotamya üzerinden bir reklam veya çalışma başlatılmasını erken buluyorum. Geçmiş dönemlerde yabancı turistler ve Dünya tarafından çok iyi bilinse de Mezopotamya ovası Türkiye’de olduğu gibi yurtdışında da yeni neslin ilgisini çok çekmemektedir. Önceki dönemde yabancı turist olarak bu bölgeyi ziyaret eden insanlar şimdi 10 yaş daha büyük ve gezecek durumda olup olmadığı belli değil, haa gezerse bile tekrar gelip gelmeyeceği belli değil. Bu yüzden yeni atılımların kümeleşme şeklinde değil de daha popüler yakın destinasyonlar ile birleştirilmesi ve güç birliği oluşturularak yapılması gerektiğini düşünüyorum. Bölgemiz zaten yeterince kötü günler yaşadı ve yerli-yabancı turist potansiyelinin “sıfır” olduğu günleri gördü, bunun ardından yapılacak çalışmaların daha uzun soluklu ve bölgeye uygun şekilde daha sağlam yapılması gerekiyor.

Mezopotamya bölgesi yakınlarında bulunan Nemrut Turları, Kapadokya Turları, Gaziantep Turları, Van Turları, Kars Turları ve Hatay Turları kesinlikle dikkate alınarak karma turlar ve bölgesel uzun soluklu turlar planlanmalıdır ki bu turlar geceleme sayısı ve harcama toplamını arttırsın. Bu durumda bölgedeki Şanlıurfa Turları, Göbeklitepe Turları, Diyarbakır Turları ve Mardin turları çok daha yüksek sayıda istihdam kazandıracak ve bölgenin ana geliri haline gelebilecektir.

Bölgelere Göre Türkiye Turizmi

Türkiye; coğrafi konumu, doğal güzellikleri ve tarihi güzellikleri ile hem yerli hem de yabancı turistlerin rağbet gösterdiği bir ülkedir. Dünyanın farklı yerlerinden turistler Türkiye’yi ziyaret edebiliyorken Türkiye’nin de farklı yerlerinde ki kişiler turistik gezilere katılabilmektedir. Her bölgesinde apayrı güzellikler olan Türkiye’de bölgelere göre gezmeniz gereken yerleri sizler için derledik. Şimdi gelin bu bölgeleri hep birlikte inceleyelim.

Marmara Bölgesi

Marmara Bölgesi, Türkiye’nin batısında yer alan ve tam ortasında Marmara Denizi’nin bulunduğu bölgedir. Türkiye’nin en gelişmiş şehirlerinin bulunduğu Marmara Bölgesi, turistik açıdan da son derece gelişmiştir. Doğa turizmi, kültür turizm, yaz turizmi, kış turizmi gibi pek çok turizm çeşidine aynı anda sahip olan Marmara Bölgesi; Yalova, Tekirdağ, Sakarya, Kocaeli, Kırklareli, İstanbul, Edirne, Çanakkale, Bursa, Bilecik, Balıkesir gibi gelişmiş şehirlere sahiptir. Turizm geliri en yüksek bölge olan Marmara bölgesi kıtalar ve denizler arasında bir köprü konumundadır. Bu nokta da Marmara bölgesinde mutlaka görmeniz gereken bazı yerler vardır. Bu yerler aşağıdaki gibidir.

  • Uludağ Kayak Merkezi- Bursa
  • Manyas Kuşgölü- Balıkesir
  • Cunda Adası- Balıkesir
  • Kaz Dağları- Çanakkale
  • Truva Antik Kenti- Çanakkale
  • Sapanca Gölü- Sakarya
  • Termal Kaplıcalar- Yalova
  • Ulubat Gölü- Burs
  • İstanbul Prens Adaları
  • Ayasofya Camii- İstanbul
  • Sultan Ahmet Camii ve Meydanı- İstanbul
  • Yerebatan Sarnıcı-İstanbul
  • Topkapı Sarayı- İstanbul
  • Dolmabahçe Sarayı- İstanbul

Akdeniz Bölgesi

Akdeniz Bölgesi turizm açısından Türkiye’nin en gelişmiş bölgelerinden bir tanesidir. Özellikle kış turizmi açısından Türkiye’nin önemli bir turizm kaynağını oluşturan Akdeniz Bölgesi, yıl içerisinde hem yerli hem de yabancı turistlere ev sahipliği yapmaktadır. Anadolu’nun güneyinde ve Akdeniz’in kıyısı boyunca uzanan bir bölge olan Akdeniz Bölgesi’nin sınırı Suriye sınırından Marmaris’e kadar toplamda 1542 km’dir. Arazi yapısı gereği son derece engebeli ve dağlık olan Akdeniz Bölgesi’nin ana çizgileri ise Toros Dağları tarafından belirlenmektedir. Antalya Körfezi’nin iki yanında bulunan Toroslar, Göller Yöresi’nde birleşerek birbirine çok daha yakın bir hale gelmektedir. Türkiye’nin turizm kaynağının büyük bir kısmını oluşturan Akdeniz Bölgesi’nde gezilecek pek çok yer vardır. Şimdi gelin tarihi ve doğal güzellikleri ile meşhur Akdeniz Bölgesi’nin gezilecek yerlerini hep birlikte inceleyelim.

  • Side Antik Kenti- Antalya
  • Manavgat Şelalesi- Antalya
  • Eğirdir Gölü- Isparta
  • Lavanta Vadisi- Isparta
  • Kız Kalesi- Mersin
  • Mamure Kalesi- Mersin
  • Salda Gölü- Burdur
  • Patara Antik Kenti ve Plajı- Fethiye
  • Kaş- Antalya
  • Alanya- Antalya

Karadeniz Bölgesi

Karadeniz’in kıyısında bulunan Karadeniz bölgesi, Sakarya Ovası’nın doğusundan Gürcistan sınırına kadar uzanan coğrafi bölgedir. Türkiye’de bulunan bölgeler arasında büyüklük açısından üçüncü sıra da yer alan Karadeniz Bölgesi, Doğu ve Batı genişliği ile yerel saat farkı en fazla olan bölge olarak bilinmektedir. Karadeniz Bölgesi’nin en gelişmiş şehirleri Samsun, Trabzon ve Ordu’dur. Bunun yanı sıra bölgenin şehirleri şu şekildedir: Bolu, Giresun, Sinop, Kastamonu, Amasra, Artvin, Rize, Düzce, Kastamonu, Zonguldak, Tokat, Gümüşhane, Bayburt, Bartın, Bolu, Karabük, Bartın, Çorum. Karadeniz Bölgesi doğal ve tarihi güzellikleri nedeni ile turistik açıdan da son derece gelişmiştir. Bu bağlamda Karadeniz Bölgesi’nde gezilecek yerleri aşağıdaki gibi detaylı bir şekilde inceleyebilmemiz mümkündür.

  • Borçka- Artvin
  • Karagöl- Artvin
  • Sümela Manastırı- Trabzon
  • Rize Kalesi- Rize
  • ŞahinKaya Kanyonu- Samsun
  • Kulakkaya Kanyonu- Giresun
  • Fırtına Deresi- Rize
  • Yason Kilisesi- Ordu
  • Altındere Vadisi- Trabzon
  • Abant Gölü- Bolu
  • Bandırma Vapuru Müzesi- Samsun
  • Atatürk Köşkü- Trabzon
  • Ayasofya Müzesi- Trabzon

Merhaba,

Türkiye’de neredeyse bir buçuk yıldır devam eden pandemi mücadelesi kapsamında son olarak tam kapanma sürecine girdik, tam kapanma süreci bitmek üzere. Herkesin beklentisi tam kapanma sonrası kademeli olarak cafe, restaurant ve otel gibi turizm hizmeti veren işletmelerin yeni normalleşmeye göre açılmasıdır. Beklentinin bu yönde olması maalesef açıklamaların yönünün değiştirmiyor, hükümet henüz tam kapanma sonrası nasıl adımlar izleneceği hakkında bilgi vermiş değil. Bu yüzden işletmeciler ve turizm müşterileri herhangi bir karar veremiyor ve plan yapamıyor.

Turizm sektöründe rezervasyonlara baktığımızda tam kapanma sonrası yükselmesi beklenen rezervasyonlarda bu açıklamaların gecikmesi nedeniyle henüz bir hareketlilik yok. Beklenti ise aşı kartı uygulaması ile düzenli olarak pandeminin atlatılması ve normalleşmeye geçilmesi. Tam kapanma sürecinde zaten hükümetin yanlış uygulamaları nedeniyle turizm durma noktasına geldi. Ülkemizde yabancı turistlerin gezmesine izin vardı evet ama gel gelelim kimse tam kapanma yani lockdown sürecinde bir ülkeyi ziyaret etmek istemiyor, diyelim ki geldi bu defa da müze ve ören yerlerinin çoğu kapalıydı. Turizm bakanlığının bu tam kapanmada yabancı turistlere izin verirken düşünmesi gereken bir konu da bu turistlerin nereyi gezeceği idi. Gel gör ki özellikle turizm anlamında yeni ve büyük adımlar atılmış olan Doğu ve Güneydoğu bölgesinde müze ve ören yerlerinin neredeyse %75’i kapalı idi.

Tam kapanma sürecine rağmen gelen turiste sağ gösterip sol vurduk, izin verdik ama gezecek yer bırakmadık. Bu döneminde hayal kırıklığı ile bitmesinin ardından bir açıklama olmaması ve rezervasyonların boş kalması turizm sektörü çalışanlarını bir kez daha düşündürüyor. 2021 sezonu da rezervasyonsuz geçerce Allah yardımcımız olsun..

 

Merhaba,

Türkiye ve tüm Dünya bildiğiniz gibi pandemi ile mücadele etmekte, bir çok sektör pandemi döneminde çok büyük yaralar aldı ve sarmaya çalıştıkça vaka sayılarındaki artış ve yeni alınan önlemler bu sektörlerdeki durgunluğu devam ettiriyor. Bu durgunluk iş yeri sahibinin ve çalışanların içinden çıkılamaz bir ekonomik krize girmesini sağlamış ve devam ettikçe durum daha da kötüleşmektedir.

Başta turizm sektörü dışarı çıkma yasakları, kapanmalar ve sınır kapılarının kapanması ile yeterince yerinde saymıştır. Bu sektördeki tüm çalışanlar A’dan Z’ye neredeyse 1,5 yıldır hiç çalışmadı ve bir gelir elde edemedi. Bir çoğu farklı sektörlere yönelerek geçimlerini sürdürmeye çalıştılar, bu sektör karmaşası hali hazırda durmuş olan diğer sektörlerde de olduğu için ülkeler Dünya genelinde ekonomik açıklar vermeye başladı ve bu ekonomik açığın kapanması ve yeni normale dönüş tahmini olarak 5-6 yıl sürecektir. Bu süreç boyunca sektörler değişecek, gelişecek ve belki de bazı meslekler ortadan kalkacaktır.

Yeni Dünya tamamen teknoloji alt yapısı üzerine kurulduğu için iş yeri ve şirketlerin eleme kriteri kesinlikle dijital Dünya’ya uyum ile olacaktır. İster yeni, ister eski olsun tüm işyerleri yeni düzene ayak uydurduğu sürece ayakta kalacaktır. Devletlerin üzerine düşen en büyük görev ise destek verilecekse dijitalleşme üzerine yatırım yapan şirketlere teşvik ve destek sağlamasıdır, bu sayede gelişen şirketlerin olduğu bir piyasa çok daha hızlı ve sağlam şekilde gelişeceğinden eskisinden daha da iyi bir duruma gelebilir.

 

Merhabalar,

Pandeminin en çok etkilediği sektörlerden biri olan turizm sektörü Mardin ve tüm Türkiye’de durma noktasına gelmiştir. 2021 yılında gelen aşı haberlerinin umut vaad etmesiyle rezervasyonlar ve bir takım hazırlıklar yeniden yapılmaya başlanmıştır. Bu hareketlilik ile turizm sektörü 2020 yılında yaşadığı kayıpları telafi etmeye çalışacaktır.

Peki yeni normalde turizm sektöründe ne gibi kalıcı etkiler oluştu ? Düşüncemiz öncelikle artık grup turlarından çok özel ve münferit turlarda artış olacağıdır, bu anlamda da turizm acentelerinin küçük kapasiteli araçlara daha çok ağırlık vermesi gerekmektedir. 2, 3 ve 4 kişilik tur rezervasyonlarında artış görülmektedir. Grup turlarında ise bundan sonra acente ve tur operatörlerine düşen görev ise seyahat süresince misafirlerin sağlığını mümkün oldukça korumaktır. Sağlık sigortaları zamanında ve tam olarak yapılmalı, maske, dezenfektan ve kişisel hijyen ürünlerin misafirlere ücretsiz sunulmalıdır. Özellikle uluslar arası turlarda bu kurallara ekstra uyulması ve ilgi kaybeden avrupa turizm pazarından mümkün oldukça ilgiler Türkiye’ye çekilmelidir.

2021 yılı turizm dengelerinin yeniden kurulması demektir, bu dönemde hazırlanacak yeni destinasyonlar ve rotalar bundan sonraki gidişatı belirleyecek. Doğa ve milli park gibi alanlara talep artacak ve buralarda yoğunluk oluşacaktır, aynı zamanda bu gibi alanlarda bulunan tesislerin bu yeni düzene ayak uydurmaları ve turizm pazarında Türkiye adına destek olmaları gerekmektedir.

Türkiye Mart 2020 tarihinden beri Covid-19 pandemisi ile mücadele etmektedir. İlk dönemlerde vakaların çokluğu insanları korkuttu ve evlerine kapanmalarına neden oldu, tabi bu durum tüm Türkiye’de turizm sektörünü durma noktasına getirdi. Bir çok otel, acente ve rehber zorlukla ayakta durabilmekte ve tüm ümitlerini 2021 yılının turizm getirisine bağlamıştır.  2021 Yılının Mart ayını bitirmek üzereyiz ve maalesef henüz 2019 yılının neredeyse %15’i kadar rezervasyon alınmış durumda.  Sezon başlangıcı bize gösteriyor ki bu yıl da çetin geçecek ve turizme olan beklentinin yüksek tutulmaması gerek. Aksi takdirde beklenti içerisinde bir  takım yatırımlar yapılabilir ve kısa vadede karşılık alınmayabilir.

Mardin ve Güneydoğu yakın zamanda vaka sayılarının düşmesi ile haritalarda mavi renge döndü ve bölge daha da dikkat çekmeye başladı. Bütün talebin Ramazan bayramı döneminde toplanması ise herkesi tedirgin etmektedir. Batı illerindeki virüsün bu dönemde buraya taşınması kadar açık ve kolay bir olay olamaz. Siz misafirlerimizden ricamız rezervasyonlarını yoğun tarihler dışında müsait oldukları başka zamanlara yayarak, kalabalık ve bulaşma riskinin önüne geçmesidir.

Saygılarımızla.

  1. İbrahim SEBUKTEKİN – 0544 540 0047

 

Mardin Turizm Müdürlüğü Kokartlı Turizm Rehberi Listesi